Showing Posts From

Celalettin ozer

KiDoSe

KiDoSe

Bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Kimsiniz, ne yapıyorsunuz? Ben Muhammet Celalettin Özer. Makine mühendisiyim. Kendimi bildim bileli üretmeyi ve bir fikri somut bir değere dönüştürmeyi seven biriyim. Girişimcilik yolculuğum çocuklara dokunan, onların gelişimine katkı sağlayan projeler üretme isteğiyle şekillendi. KiDoSe markasının kurucusuyum; çocuklar için eğitici, öğretici ve aynı zamanda keyifli deneyimler sunan eğitim kitleri tasarlıyor ve üretiyoruz. Bunun yanı sıra genç girişimciliği destekleyen STK’larda aktif görev alıyorum. Genç arkadaşlarımın fikirlerini hayata geçirebilecekleri ortamlar oluşturmaya çalışıyorum. Benim için yaptığım işlerin merkezinde her zaman anlam, fayda ve sürdürülebilir etki mottosu var. Heyecanlı ve motivasyonu yüksek biri olarak görüyorum kendimi. KiDoSe'den ve nasıl ortaya çıktığından bahsedebilir misiniz? KiDoSe, çocukların sadece tüketen değil; üreten, düşünen ve hayal eden bireyler olarak büyümelerine katkı sağlama fikriyle ortaya çıktı. Süreç, çocuklar için piyasada bulunan ürünleri incelediğimde; eğitici olduğu iddia edilen pek çok ürünün çocuğun yaratıcılığına ve duygusal gelişimine yeterince alan tanımadığını fark etmemle başladı. Bu farkındalık beni, hem eğitici hem de çocuğun aktif katılımını merkeze alan kitler tasarlamaya yöneltti. KiDoSe’de her ürün; çocuğun el becerilerini, hayal gücünü ve duygusal dünyasını destekleyecek şekilde, sahada gözlemleyerek ve geri bildirimleri dikkate alarak geliştiriliyor. Bugün KiDoSe, yalnızca bir ürün markası değil; çocuklara öğrenmenin keyifli, aileler için ise güven veren bir yol arkadaşı olmayı hedefleyen bir eğitim yaklaşımı olarak yoluna devam ediyor. KiDoSe kaç kişilik bir ekipten oluşmaktadır ve görev dağılımı nasıldır? KiDoSe, çekirdek olarak küçük ama çok disiplinli bir ekipten oluşuyor. Tasarım, ürün geliştirme, üretim ve operasyon süreçlerini kapsayan yaklaşık 5 kişilik bir ana ekibimiz var. Bu çekirdek ekibin etrafında ise dönemsel olarak birlikte çalıştığımız eğitimciler, atölye yürütücüleri ve kreatif destek veren çözüm ortaklarımız bulunuyor. Ekip içinde görev dağılımı oldukça net; ürün fikirlerinin ortaya çıkması ve tasarım sürecini ben yürütüyorum. Üretim ve tedarik süreçleri ayrı bir ekip tarafından takip edilirken, satış–pazarlama ve kurumsal iş birlikleri yine kendi sorumluluk alanlarına sahip ekip arkadaşlarımız tarafından yönetiliyor. Bu yapı, hem hızlı karar almamıza hem de her ürünün titizlikle ortaya çıkmasına imkân sağlıyor. KiDoSe ilk müşterisini nasıl elde etti? KiDoSe’nin ilk müşterisi, aslında markanın fikrini de doğrulayan çok doğal bir süreçle ortaya çıktı. İlk ürünlerimizi geliştirdiğimiz dönemde çevremizdeki ailelere ve çocuklara deneme amaçlı ulaştırdık. Çocukların ürüne verdiği tepki, sürece dahil olma isteği ve ebeveynlerin geri bildirimleri bizi cesaretlendirdi. Bu geri bildirimlerin ardından ürünü küçük ölçekli bir atölye çalışmasında sergiledik ve ilk satışımız da burada gerçekleşti. Herhangi büyük bir reklam ya da kampanya olmadan, tamamen ürünün yarattığı deneyim ve ağızdan ağıza yayılan güven sayesinde ilk müşterimizi kazandık. Bu bizim için çok kıymetliydi; çünkü KiDoSe’nin gerçekten bir ihtiyaca karşılık verdiğini ilk elden görmüş olduk. KiDoSe'nin geliştirilme sürecinde hangi araçları veya kütüphaneleri kullandınız ve nasıl bir süreç izlediniz? KiDoSe’nin geliştirilme sürecinde hem yaratıcı hem de pedagojik araçları birlikte kullandık. Ürün fikirleri ilk aşamada gözlem ve ihtiyaç analiziyle ortaya çıktı; çocukların oyun oynarken nasıl davrandığını, nelere daha uzun süre odaklandığını ve ebeveynlerin hangi konularda eksiklik hissettiğini dikkatle inceledik. Tasarım aşamasında çizim ve görselleştirme için dijital tasarım araçlarından, prototip üretiminde ise fiziksel deneme–yanılma süreçlerinden faydalandık. Bununla birlikte çocuk gelişimi, duygu eğitimi ve öğrenme psikolojisi üzerine hazırlanmış pedagojik kaynaklar ve akademik yayınlar da sürecin önemli bir parçası oldu. Sürecimiz genel olarak; fikir → taslak → prototip → çocuklarla test → geri bildirim → revizyon şeklinde ilerledi. Bu döngüyü birkaç kez tekrar ederek ürünleri olgunlaştırdık. KiDoSe’de hiçbir ürün tek seferde “tamam” kabul edilmez; sahadan gelen geri bildirimler doğrultusunda sürekli gelişen canlı bir yapı olarak ele alınır. KiDoSe'yi geliştirirken ve tasarlarken karşılaştığınız zorluklar neler oldu ve bu zorlukları nasıl aştınız? KiDoSe’yi geliştirirken karşılaştığımız en büyük zorluk, hem pedagojik olarak doğru hem de çocuklar için gerçekten eğlenceli ürünler ortaya koyabilmekti. Eğitici olmak çoğu zaman ürünü sıkıcı hâle getirebiliyor; biz ise bu dengeyi doğru kurmak için defalarca deneme yapmak zorunda kaldık. Bir diğer önemli zorluk, sınırlı imkânlarla üretim süreçlerini yönetmekti. Özellikle ilk dönemlerde maliyet, malzeme seçimi ve üretim adetleri konusunda çok dikkatli kararlar almamız gerekti. Bu noktada küçük ölçekli prototipler üreterek, ürünü sahada test edip emin olmadan seri üretime geçmemeyi tercih ettik. Tüm bu zorlukları; sahadan kopmadan, çocuklardan ve ebeveynlerden gelen geri bildirimleri merkeze alarak aştık. Her sorunu bir geri dönüş noktası olarak gördük. Bugün geriye dönüp baktığımızda, yaşadığımız her zorluğun KiDoSe’yi daha sağlam, daha gerçekçi ve daha güçlü bir marka hâline getirdiğini söyleyebilirim. KiDoSe'yi büyütmek için ne tür pazarlama stratejileri uyguladınız? Uyguladığınız pazarlama stratejilerinden ne tür sonuçlar elde ettiniz? KiDoSe’yi büyütürken klasik “yüksek bütçeli reklam” yaklaşımından ziyade, güven ve deneyim odaklı pazarlama stratejileri izledik. İlk aşamada ürünlerimizi doğrudan hedef kitleyle buluşturabileceğimiz atölyeler, etkinlikler ve birebir temas kurulan organizasyonlara odaklandık. Bu sayede ebeveynlerin ürünü sadece görmesini değil, çocuklarıyla birlikte deneyimlemesini sağladık. Dijital tarafta ise sosyal medyayı bir satış kanalından çok bir anlatı alanı olarak kullandık. Ürünlerin nasıl ortaya çıktığını, çocukların kitlerle neler ürettiğini ve gerçek kullanıcı deneyimlerini paylaşarak organik bir bağ kurduk. Ağızdan ağıza yayılan tavsiye sistemi, bizim için en güçlü büyüme araçlarından biri oldu. Bu stratejilerin sonucunda; yüksek reklam bütçeleri harcamadan sadık bir müşteri kitlesi oluşturduk, tekrar satın alma oranlarımız arttı ve kurumsal iş birliklerine giden kapılar açıldı. Elde ettiğimiz en önemli sonuç ise KiDoSe’nin sadece bir ürün markası değil, ebeveynlerin güvendiği bir eğitim yaklaşımı olarak konumlanması oldu. KiDoSe'nin gelir kaynakları nelerdir? KiDoSe’nin gelir modeli tek bir kanala bağlı değil; sürdürülebilirlik için farklı kaynaklara dayalı bir yapı kurduk. Temel gelir kaynağımız, doğrudan son kullanıcıya sunduğumuz eğitim kitlerinin perakende satışlarıdır. Bunun yanı sıra kırtasiyeler, oyuncakçılar ve eğitim kurumlarıyla yaptığımız toptan satışlar da önemli bir paya sahip. Ayrıca markalara ve kurumlara özel geliştirilen kurumsal promosyon ürünleri ve iş birlikleri, KiDoSe’nin bir diğer gelir kalemini oluşturuyor. Atölye çalışmaları, etkinlik organizasyonları ve dönemsel eğitim programları da hem marka bilinirliğimizi artıran hem de gelir sağlayan alanlar arasında yer alıyor. Bu çok kanallı yapı sayesinde KiDoSe, yalnızca ürün satışına bağlı kalmadan büyüyebilen, esnek ve uzun vadeli bir iş modeliyle yoluna devam ediyor. KiDoSe'yi kurarken sahip olduğunuz deneyim ve tecrübenin yeterli olduğunu düşünüyor muydunuz? Açık konuşmak gerekirse, KiDoSe’yi kurarken sahip olduğum deneyimin her yönüyle yeterli olduğunu düşünmüyordum. Girişimcilik süreci zaten biraz da bilmediklerinin içine cesaretle girmek demek. Ürünü hayal etmek ve tasarlamak konusunda güçlü bir motivasyonum vardı; ancak üretim, finans, pazarlama ve ölçekleme gibi alanlarda öğrenmem gereken çok şey olduğunu da biliyordum. Bu noktada beni ileriye taşıyan şey, “her şeyi biliyorum” demek yerine öğrenmeye açık olmak oldu. Süreç içinde deneye deneye, hata yaparak ve doğru insanlardan geri bildirim alarak tecrübe kazandım. Bugün geriye dönüp baktığımda, başlangıçta sahip olduğum sınırlı deneyimin; merak, azim ve öğrenme isteğiyle kısa sürede gerçek bir yetkinliğe dönüştüğünü söyleyebilirim. KiDoSe'yi kurarken bütçeniz nasıldı ve bu bütçeyi nasıl kullandınız? KiDoSe’yi kurarken çok büyük bir başlangıç bütçemiz yoktu. Aksine, imkânlarımız oldukça sınırlıydı ve bu durum bizi daha planlı, daha yaratıcı hareket etmeye zorladı. Sahip olduğumuz bütçeyi öncelikle ürün geliştirme ve prototip üretimine ayırdık; çünkü bizim için en önemli şey, ortaya koyduğumuz ürünün gerçekten işe yarıyor olmasıydı. İlk aşamada yüksek kira giderleri, büyük ekipler ya da yoğun reklam harcamalarından özellikle kaçındık. Üretimi küçük partiler hâlinde yaparak riskimizi minimize ettik. Pazarlama tarafında ise bütçeden çok emeğe dayalı bir yol izledik; etkinlikler, atölyeler ve birebir temas sayesinde markayı büyütmeye çalıştık. Bu yaklaşım bize şunu öğretti: Büyük bütçeler olmadan da doğru önceliklendirme ve disiplinli kaynak yönetimiyle sağlam bir marka temeli atılabiliyor. Bugün KiDoSe’nin attığı her adımın arkasında bu bilinçli ve kontrollü büyüme anlayışı var. Kitlerin hazırlanma süreci nasıl işliyor? Bu süreçte nelere dikkat ediyorsunuz? Kitlerin içeriğini belirlerken hangi kriterlere odaklanıyorsunuz? KiDoSe’de kitlerin hazırlanma süreci, bir fikirle değil bir ihtiyaçla başlar. Öncelikle çocukların yaş gruplarını, gelişim seviyelerini ve hangi becerilerinin desteklenmesi gerektiğini belirleriz. Bu aşamada çocukların oyun davranışlarını gözlemler, ebeveynlerden ve eğitimcilerden gelen geri bildirimleri dikkate alırız. İçerik belirleme sürecinde; pedagojik uygunluk, çocuğun aktif katılımı ve yaratıcılığa alan açması bizim için temel kriterlerdir. Çocuğun sadece talimatları uyguladığı değil, kendi kararlarını verebildiği ve üretebildiği içerikler tasarlamaya özen gösteririz. Tasarım ve üretim aşamasında ise malzeme güvenliği, dayanıklılık ve kullanım kolaylığına özellikle dikkat ederiz. Her kit, prototip aşamasında çocuklarla test edilir; anlaşılmayan, zorlayıcı ya da ilgi çekmeyen noktalar revize edilir. Ancak bu test ve geri bildirim sürecinden sonra ürün nihai hâlini alır. Kısacası KiDoSe’de her kit; çocuk, aile ve eğitim dünyası arasında sağlıklı bir denge kuracak şekilde, titizlikle ve defalarca gözden geçirilerek hazırlanır. KiDoSe eğitim kitlerini rakiplerinden ayıran en güçlü yönler neler? Ebeveynler ve çocuklar neden KiDoSe’yi tercih etmeli? KiDoSe’yi rakiplerinden ayıran en güçlü yön, ürünlerimizin merkezinde çocuğun aktif rol almasıdır. KiDoSe kitleri, çocuğa “ne yapacağını söyleyen” değil; onu düşünmeye, denemeye ve kendi yolunu çizmeye teşvik eden bir yapıya sahiptir. Bu sayede çocuk yalnızca bir ürünü kullanmaz, sürecin gerçek bir parçası olur. Bir diğer önemli farkımız, pedagojik hassasiyet ile yaratıcılığı aynı potada buluşturmamızdır. Her kit; yaş grubuna uygun, güvenli ve gelişim alanlarını destekleyen bir içerikle hazırlanırken, aynı zamanda hayal gücünü sınırlamayan açık uçlu deneyimler sunar. Ebeveynler KiDoSe’yi tercih etmeli; çünkü çocuklarının kaliteli, güvenilir ve gerçekten fayda sağlayan bir içerikle vakit geçirdiğinden emin olurlar. Çocuklar ise KiDoSe’yi sever; çünkü bu kitler onlara “doğru–yanlış” baskısı kurmadan, özgürce üretme ve keşfetme alanı tanır. KiDoSe, kısa süreli eğlence sunan bir ürün değil; çocuğun gelişim yolculuğunda ona eşlik eden bir deneyim sunmayı hedefler. Kullanıcı sayınız, gelir veya etkileşim gibi ölçülebilir sonuçlar hakkında paylaşmak istediğiniz bilgiler var mı? KiDoSe olarak ölçülebilir verileri sadece büyüklük göstergesi değil, doğru yolda olup olmadığımızın bir teyidi olarak görüyoruz. Bugüne kadar binlerce çocuğun KiDoSe kitleriyle temas ettiğini, ürünlerimizi kullanan ailelerin önemli bir kısmının tekrar satın alma eğilimi gösterdiğini söyleyebilirim. Dijital tarafta ise sosyal medya ve etkinlik kanallarımız üzerinden yüksek etkileşim alan, geri dönüşü güçlü bir topluluk oluşturduk. Özellikle ürünlerin deneyimlenerek paylaşıldığı içeriklerde, ebeveynlerden gelen mesajlar ve öneriler bizim için en değerli metriklerden biri. Gelir tarafında istikrarlı ve kontrollü bir büyüme grafiği izliyoruz. En önemlisi ise sayılardan bağımsız olarak, KiDoSe’nin ebeveynler tarafından güvenilen ve çocuklar tarafından severek kullanılan bir marka hâline gelmiş olması. Yeni başlayan girişimcilere tavsiye edebileceğiniz öğrenme kaynakları nelerdir? Yeni başlayan girişimcilere verebileceğim en önemli tavsiye, tek bir kaynağa bağlı kalmamalarıdır. Girişimcilik sadece kitaplardan öğrenilen bir alan değil; deneyim, gözlem ve insan ilişkileriyle şekillenen bir yolculuk. Bu yüzden öğrenme kaynaklarını da çok yönlü seçmek gerekiyor. Kitap tarafında; girişimcilik, ürün geliştirme ve insan odaklı tasarım üzerine yazılmış temel eserler iyi bir başlangıç noktası oluyor. Bunun yanında, podcast’ler ve röportajlar sayesinde gerçek girişim hikâyelerini dinlemek, sürecin sadece “başarı” tarafını değil zorluklarını da görmeyi sağlıyor. En kıymetli öğrenme alanlarından biri ise sahadır. Etkinliklere katılmak, atölyelerde yer almak, farklı sektörlerden insanlarla birebir temas kurmak ve mümkünse küçük ölçekli projelerle deneme yapmak, teorik bilgiden çok daha hızlı öğretici oluyor. Son olarak; mentorluk ve doğru çevre, bir girişimcinin en güçlü öğrenme kaynağıdır. Doğru soruları sorabileceğiniz, geri bildirim alabileceğiniz insanlar, kitaplarda yazmayan pek çok bilgiyi size kazandırır. KiDoSe olarak gelecek hedefleriniz ve planlarınız nelerdir? KiDoSe olarak gelecek hedeflerimizi hızlı büyümeden ziyade doğru ve sürdürülebilir büyüme üzerine kuruyoruz. Kısa vadede, mevcut ürünlerimizi geliştirerek yaş gruplarına ve farklı gelişim alanlarına hitap eden yeni kitler eklemeyi planlıyoruz. Özellikle duygu eğitimi, yaratıcılık ve aile–çocuk etkileşimini güçlendiren içerikler bu süreçte önceliğimiz olacak. Orta vadede, KiDoSe’yi yalnızca bir ürün markası değil; atölyeler, eğitim içerikleri ve kurumsal iş birlikleriyle desteklenen bir öğrenme ekosistemine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Eğitim kurumları ve markalarla yapılacak ortak projelerle daha fazla çocuğa temas etmek istiyoruz. Uzun vadede ise KiDoSe’nin yerel bir marka olmanın ötesine geçerek, çocuk gelişimi alanında güvenilen ve referans gösterilen bir marka hâline gelmesini amaçlıyoruz. Her adımda temel hedefimiz değişmiyor: Çocuklara dokunan, ailelerin gönül rahatlığıyla tercih ettiği ve gerçekten fayda üreten işler yapmak.Herhangi bir sorunuz, geri bildiriminiz veya bir sonraki röportajın kiminle olmasını istediğinizi belirtmek için lütfen Twitter'dan bizimle paylaşmaktan çekinmeyin: @fikrinhayati